FAIL (the browser should render some flash content, not this).
Sizden Gelenler Sizde Gönderin
Eşimle üniversiteden beri süregelen bir beraberliğin sonunda, 21 temmuz 2004 de hayatlarımızı birleştirdik. İlk etapta çocuk fikri ikimize de uzak geliyordu. Elbette her anne baba adayı, bebek fikrine sıcak bakmak için öncelikle, çocuğunun geleceğini ellerinden geldiğince, güvence altına almak ister. Bizde aynen böyle düşündük ve önce, İstanbul’daki hayatımızı düzene sokup, 2007 yılında artık bebek fikrine kendimizi alıştırmaya başladık.
27 Mart ta şüphelerim üzerine, eczaneden erken gebelik testi aldım. Biz 1-2 ay sonra bekliyorduk ama sonucum pozitifti. Eşim ve ben ne hissedeceğimizi bilemedik. Sevinçle birlikte sanırım biraz tedirginlik vardı. Ertesi gün hemen dr muayenesine gittim. 4 haftalık hamileydim ve hamileliğimle ilgili her şey normal gözüküyordu. Fakat ben kendimi tam olarak iyi hissedememiştim. Bu benim ilk bebeğim olacaktı ve her yeni hamile kadın gibi, korku ve endişelerim vardı. Bunun en başında, tam olarak güvenebileceğim bir doktorum olsun istiyordum. Çevremdeki tüm arkadaşlarımı bu konuda neredeyse seferber ettim diyebilirim. Ve en yakın arkadaşım bana, bir öğretmen arkadaşının yeni doğum yaptığını ve doktorundan çok memnun olduğunu söyledi. Aldığım 5 ya da 6. doktor ve hastane ismiydi. Hemen hastane ve doktor ismini not ettim. “Sibel AÇIKALIN Medicana Hastanesi Çamlıca” . Eşimle iyice düşündük ve önce son aldığımız, ismin üzerinde karar kıldık. Ertesi sabah ilk işim arayıp randevu almak oldu. İlk muayenemden sonra, yaklaşık 1 ay oluyor ve ben her şeyin, normal olup olmadığını merak ediyordum. Telefonda duyduğum ses gerçekten içimi çok ısıtmıştı. Huzur verici bir ses tonu ve güzel, akıcı bir Türkçe. İçimden bir ses, bu ismin arayışlarımın sonu olacağını söylemişti. ☺
25.04.2007 de randevu günümüz gelip çatmıştı. Niye o kadar heyecanlandığımı bilemiyorum ama içim kıpır kıpırdı. ‘Artık kendime güvenebileceğim bir doktor bulabilecek miyim’ diye mi, yoksa ‘bebeğimi göreceğim için miydi?’ bilemiyorum. Eşimle Hastanede muayene sıramızı beklerken etrafa bakınıp duruyorduk. Bekleme salonu oldukça kalabalıktı ve Sibel hanımın acil doğum için muayenede olmadığını, biraz beklememiz gerektiğini öğrendik. Önümüzden bir doktor hızlı adımlarla muayene odasına girdi ve ardından ismim çağrıldı. Telefonda duyduğum ses sahibinin, güler yüzlü ve çok sempatik bir doktor olduğunu gördüm. İlk muayenemiz yapıldı, bebeğimizde her şey normaldi. Aklımda soracağım çok soru vardı ama hiçbirini sormaya fırsatım olmadı. Doktorum ben sormadan tüm cevaplarımı vermişti bile ☺. Bir ay sonraya tekrar randevu yazıldı.Odadan çıkarken yüzüm gülüyordu içim çok rahattı. Tüm hamileliğimi ve doğumumu Sibel Hanımla geçirmeye karar vermiştim. Buna eşimde, en az benim kadar sevinmişti. Çünkü artık doktor arayışından ve tedirginliğinden kurtulmuştuk.
Her ay kontrollerimizde, kısa ama keyifli sohbetlerimiz oldu. Sanki doktor muayenesine değil, bebeğimizi görmeye ve hoş vakit geçirmeye gidiyorduk. Dostlar başına denilecek kadar, rahat huzurlu bir hamilelik geçirdim. Kızımız günden güne içimde, sağlıklı bir şekilde büyüyüp, hareketleniyordu. Her ne kadar belli etmesem de, ilk doğumunu yapacak her hamile kadın gibi bende doğumdan korkuyordum. Etrafımdaki doğum yapmış arkadaşlarım o kadar farklı şeyler anlatıyorlardı ki, artık hiçbirini dinlememe kararı almıştım. Doktorumun dediği şeyler benim için daha önemliydi; ‘Rahat bir doğum yapacak ve güzel bir kızım olacaktı’. Bu cümleden sonra, başka ne duymak isteyebilirdim ki?
Son haftalarımız yaklaştıkça, heyecanla bekliyor ve sabırsızlanıyorduk. Ama Sibel hanım ısrarla, 'bebeğiniz yerinde çok memnun gözüküyor ve erken gelmeye pek niyeti yok gibi ama Empati kurmayı denerseniz belki sizi dinler ve zamanını geçirmez' diyordu. Doktorumun her dediğini dinlediğim gibi, bunu da tabi ki dinledim.☺ Bebeğim tam 40. haftasında ve öğretmen anne babaya, dünyaya bedel bir armağan olarak, 24 Kasım 2007’de gelmeye karar vermişti. Arkadaşlarımla yaptığımız şakalar artık gerçek oluyordu ve öğretmenler gününde doğum yapıyordum. Sabah 03.00 civarı başlayan sancılarımdan sonra, 09.30 da doktorumu aradım, 11.00’da hastanedeydik. Annem ve eşimle hastaneye girdiğimizde, çok heyecanlıydık. Muayeneden sonra doğumun başladığını ve aynı gün doğum yapacağımı öğrendiğimde, inkâr edilemeyecek bir korku duymaya başlamıştım. Hemen doğumhaneye çıktık, ama ben hala doğuracağıma inanamıyordum. Sancılar gittikçe artıyordu. “Ben niye normal doğum yapıyorum acaba” diye kendi kendime sormaya başlamıştım. Saat 12.45 civarı Sibel Hanım doğumhanedeydi. Sancılarımdan dolayı sanki gözüm hiçbir şey görmüyordu ama o an doktorumun sesini duymak o kadar iyi geldi ki, bunu kelimelerle anlatamam. Elimi tutup her şeyin normal gittiğini ve artık doğuma hazır olduğumu söylüyordu. Her şey çok hızlı, zor ve rüya gibi ilerliyordu. Saat 13.00 da doğum başlamıştı. Hala başaramayacağımı düşünüyordum ama bitanecik doktorum beni o kadar güzel yönlendiriyordu ki, çektiğim acılara rağmen kendimi güvende hissediyordum. Ve saat 13.36 da artık daha fazla dayanamayacağımı düşünmeye başlıyorken, kızımıza bir tanecik meleğimize kavuştuk. Sibel Hanımın “pamuk kızın artık aramızda, çok güzel bir kızın oldu” demesiyle, tüm acılarım bitmişti. Hayatım boyunca hiç bu kadar, büyük bir gurur yaşadığımı hatırlamıyorum. Bebeğimin sesini duymak, sanki beni yeniden hayata getirmişti. Onunla birlikte tekrar dünyaya gelmiş gibiydim. Havluya sarılı bir şekilde onu kollarıma verdiklerinde, o minicik ve tatlı varlığı doğurmuş olabileceğime inanamakta güçlük çekiyordum. İlk kez göz göze geldiğimizde, bir an susup sonra çenesini titreterek tekrar ağlamaya başlamasıyla, onunla birlikte hıçkıra hıçkıra ağlamak istedim ama yapamadım. Boğazım düğüm düğüm olmuştu, yalnızca tarifi imkansız bir mutluluk duyuyordum. Kim demiş, İlk görüşte aşk olmaz diye. Ömür boyu sürecek yeni bir aşkım olmuştu artık.
Şimdi minik kızım Eylül’üm 3 aylık oldu. Her şey çok güzel gidiyor ama ben hala her basküle çıkışımda, Sibel hanımı düşünmekten kendimi alamıyorum :))). Hamileliğimin 7. ayında fazladan aldığım 2 kg yüzünden, kilom ile ilgili o kadar çok şaka yaptı ve yapılmasına sebep oldu ki, her muayenemde 'acaba yine fazla kilo almışmıyım' diye nasıl ecel terleri döktüğümü bir ben bilirim. Öyle olmasaydı, bende çevremdeki diğer arkadaşlarım gibi, ancak 20 kg ile hamileliğimi bitirirdim herhalde. Sevgili doktorum, dostluğunuz ve sevecenliğinizle, meleğimize sağlıklı bir şekilde kavuşmamızda büyük payınız olduğu için çoook teşekkür ediyorum.

Fatma AKÇIL HAZER.

© 2007 Sibel Açıkalın Exe Web Grubu